Sayılar

7 rakamını hiç sevemedim, yani kim bulmuş bilmiyorum ama çok yavan, çok bir manasız  geliyor bana. 8 mesela sonsuzluğu simgeler, 3 ve 9 yuvarlak hatlıdır. Yuvarlak hatlı olan şeyler göze hoş gözükür, sempatiktir. 7 ne öyle ya, 1 in yandan yemişi... ayağının kaymış hali gibi... 1 mesela asil bir sayı, başlangıç olmasından mütevellit değil bu karizmasının nedeni, bakınca anlıyorsun ayakları yere basıyor sayının. 4 mesela köşeli bir sayı, içimde bir sır saklıyor gibi. Volvo gibi sağlam tam aile sayısı bana göre. 7 ile başlasa rakamlar diğerleri de italik olurmuş gibime geliyor. 7 2 3 4 5 6 .. hafif yana kaykılırlardı zanlımca ve hiç güven vermezlerdi kullanıcısına. J


Sevdiğim Kelimeler

Bayramınızı tüm içtenliğimle kutlar, size ve ailenize şeker tadında mutlu mesut bayramlar dilerim...
Cevap: bilmukabele!
Nasıl güzel bir sözsün sen ya, ayna tuttum yansıttım dercesine, yalın, sade. Tüm dileklerin aynısı senin de olsun hatta iki katı demenin ekonomik yolu.

Hastasıyım!
Karşımdaki insan bu kelimeyi doğru ve tam yerinde kullanıyorsa, kuş görmüş kedi gibi oluyorum yalan yok.

Ama yanlış kullanımı da bir o kadar sinir bozucu olabilir. Söz gelimi ‘’sen tanıdığım en özel insanlardan birisin, seni seviyorum’’ cümlesinin peşi sıra biri ‘’bilmukabele’’ derse, yeminle Mac Gyver olur, çevremde bulunan şeylerde oracıkta bir bomba yapar, uçururum o zatı muhteremi! Bunu da peşin peşin söyleyeyim. Doğru kullanın ciğerimi yiyin!

Bir de hissikablelvuku vardır mesela, değinmeden geçemeyeceğim. Bir söz kulağa bu kadar mı güzel gelir, bu kadar mı ahenkli olur.. birazcık kullanımı olsa çocuk ismi bile nefis olur.. hiç öyle şey olur mu diye düşünmeyin, bu ülkede ne cani ebeveynler var; çocuklarının bir isimle geleceğini karartan, itibar var mesela yada Ömerhasancan var. Bu gözler Fatih Sultan Mehmet i bile gördü ama 3 kardeş olarak :)) Neyse onlar oluyorsa, hissikablelvuku da bal gibi olur sevgili okur. Bir kaç kere seslenin bakın, kulağa nasıl hoş geliyor.

Klişe kelimeler kullanmayalım lütfen yaratıcı olalım!!

BAYAN BANKACININ BİTMEYEN DUASI




Allahım sen akıl ve beden sağlığımı koru.
 Elimin altından geçen trilyonlara zeval gelmesin diye gözümün bir ucuyla kurlara, bir ucuyla bonolara, bir ucuyla hisse senetlerine bakarken şaşı olma tehlikesine karşı gözlerimi, her gelenle kahve içmekten ülser olan midemi, topuklu pabuçlarla deforme olan ayaklarımı, bilgisayarla çalışırken fıtıklar fırtlayan bileklerimi, oturmaktan varis olan bacaklarımı düzelt Allahım.



Aklımı koru Allahım. Fed ne dedi, Gül ne demedi diye bakarken, aynı anda akşam pişecek yemeğin malzemesini, çocukların okul taksidini ayarlamaya çalışmaktan yorgun düşen beynimin gri hücrelerini yenile Allahım. Yurtdışı piyasalarla yatıp rüyalarında Japon yeni sarılmış suşi yiyen, kabuslarında müşterilere paralarının nasıl olup ta bir gecede %20 azaldığını açıklamaya çalışan , Genel Müdürlük yetkilileri toplantıda iken cevap ya da onay bekleyen müşterileri oyalamak için taklalar atan bu kuluna insaf eyle.

Azıcık huzur bulması ve beynini dinlendirmesi için piyasalarda istikrar sağla Allahım.

Allahım beni affet. Cehenneminden koru. Çıkmayan krediler, unutulan EFT ler, NİM artışı adına düşük verilen faizler, ve bu nedenlerle müşterileri kırmamak için söylenen beyaz yalanlar için beni affet. Astlarıma istediğim halde veremediğim izinler, ailelerinden çaldığım hafta sonu ve akşam mesaileri, iş yoğunluğu nedeniyle katılamadıkları düğünler, okul gezileri, veli toplantıları, şiir yarışmaları, basketbol maçları ve daha niceleri için beni affetmelerini, haklarını helal etmelerini sağla.



Kızımdan çok mevduat müşterilerime vakit ayırdığım, oğlumdan çok kredi isteyenlerle konuştuğum, eşimden çok meslekdaşlarımla görüştüğüm için beni affet. 85 yaşındaki annem yerine müşterilerime kandil tebriği telefonu ettiğim, arkadaşlarımla konuşmadığım kadar müşterilerilerimle telefonlaştığım için affet.Tüm gün insanların beni didiklemesine izin verip akşam kalan artıklarımla, suskun, yorgun, mutsuz benle idare etmeye ailemi ve arkadaşlarımı mecbur ettiğim için affet Allahım.



Yaptığım sağlıksız diyetlere, dibini gördüğüm rakı şişelerine , her akşam kısa yürüyüşler yerine kurulduğum televizyon koltuğuma, televizyon karşısında yenen fındık fıstığa, bir müşteri beni çıldırtınca ya da kurlar bir inip bir çıkınca akşam üstü deliliği esnasında saldırdığım profiterollere rağmen sen bana sağlık ver Allahım.


Sen yaratansın, herşeye kadirsin.

 

Amin :)




Yönetim Felsefesi

Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verildi.... Her iki takımda performansları nın en üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık döneminden geçti. Büyük gün geldi ve iki takımda kendini hazır hissediyordu. .

Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazandılar... .

Yarış sonrası Türk takımı çok sarsılmıştı.Türk Şirket yönetimi yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verdi.Yapılan araştırmalar,analizler ve uzun çalışmalar sonucu hata bulundu ve çözüm önerisi getirildi.

Japonların takımında 8 kişi kürek çekiyor, 1 kişi dümencilik yapıyordu.
Türk Takımında ise 1 kişi kürek çekiyor,8 kişi dümeni kullanıyordu.

9 kişilik Türk takımı Japonlarla bir yarış yapmak üzere yeniden yapılandı. Yeni yapılanma şekli şöyleydi;;

- 4 dümen müdürü,
- 3 bölgesel dümen müdürü
- kürek çekmekle görevli kişinin performansından sorumlu bir Dümen yöneticisi,
- ve kürek çekme elemanı.

İkinci yarışı Japonlar iki kilometre arayla kazandılar. Tepesi atan Türk şirketi yönetim kurulu hemen harekete geçti, yarışın kaybedilmesinden sorumlu tutulan kürekçi kovuldu ve müdürlere sorunun çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verildi.
:)) 
Türk yönetim felsefesi hiç bu kadar iyi aktarılamaz...

 Dunning-Kruger Syndrome


İki psikiyatri uzmanı, 10 ...yıl kadar önce bir teori ortaya atmış şöyle ki ;

"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."

Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:
· Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
· Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimin-dedir.
· Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
· Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.


Cornell Üniversitesi'ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik "Nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi...

Soruların yüzde 10'una bile yanıt veremeyenlerin “kendilerine güvenleri” müthişti. Onların "testin yüzde 60'ına doğru yanıt verdiklerini" düşündükleri; hatta "iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları" ortaya çıktı.

Soruların yüzde 90'ından fazlasını doğru yanıtlayan-lar ise “en alçakgönüllü” deneklerdi; soruların yüzde 70' ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı.

Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu'nun metni yazıldı:

“İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!
Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur.

‘Eksiler’ kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür.

Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler... Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler... Muhtemelen üstleri tarafından da ‘ihtiras eksikliği’ ile suçlanırlar..."

N'olur fazla mütevazi olmayın!...

"Siz de çevrenize şöyle bir bakın" diyeceğim ama eminim bu satırları okurken bile aklınızdan bir dolu yüz, bir dolu isim geçti...

Bence Dunning ile Kruger'in, bu çalışmalarıyla 2000'de, Nobel yerine Harvard Üniversitesi'nin Ig Nobel'ini alma nedeni "cahil olmamalarıydı".

Gönlümün nobelini bu ikiliye vererek yazımı Bertrand Russel'in bir sözüyle bitiriyorum:

“Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”