BAZI DERSLER VAR Kİ İNSANI OKUMAKTAN SOĞUTUR :)
Okul yıllarındaki tek kabusum Türkçe dersleriydi.
Bu ne yaman çelişkidir diye düşünmeyin sakın! Okumayı çok severdim ama içimden!
Sesli okumaya karşıydım. Hoş hala öyleyim. O yaşta bu korkuyu evrene nasıl
gönderdiysem, en despot, en katı, bazen de
kitap okutma konusunda en yaratıcı hocalar hep beni bulurdu. Murphy
yasası, çekim yasası bilmiyorum tabi o zamanlar , tek bir atasözü biliyorum,
garip durumumu açıklayan, keçinin sevmediği ot burnunda bitermiş... Sevmeye
çalışıyorum hocayı, kör talihim dönsün diye ama olmuyor olmuyor işte!!
Hala dün gibi hatırlarım o kabus Türkçe
derslerini. Hocamızın tarzı kitaptaki her şeyi bize okutmaktı. Sırayla
gitmiyordu işin kötü yani, yoklamadan da seçmiyordu. Sıraların arasında
sessizce dolaşıp devam etmesini istediği kişinin kitabına dokunuyordu. Bunun
Türkçe meali ‘’oku’’ demek oluyordu. Ne zaman böyle dolaşmaya başlasa, birden
yaşlandığımı hissederdim. İçeme bir Calimero kaçar, ama bu haksızlık diye
söylenmeye başlardım. Bu saçmalığa son vermem için olsa gerek, kalbim beynime
fazla oksijen gitmesi için atış sayısını iki katına çıkarırdı. Bu tepkime ağzımın
kuruyup dilimin damağıma yapışmasına neden olur, vücut salgılarım küçücük bedenim başka
noktalarından dışarı çıkmaya çalışırdı.
Haliyle vücut fonksiyonlarımı mı kontrol
edeyim? Bir öncekinin nerde olduğunu mu takip edeyim? Hoca hangi sırada onu mu
gözleyeyim? derken daha tek satır okumadan yorgun düşerdim. Ve o el illaki
benim kitabıma değerdi. İşte o anda birden gözlerim kararır, kalbim
kulaklarımda atmaya başlardı. Sonra bari güzel bir giriş yapayım diye, ilk
satırdaki kelimelere göz atmaya çalışırdım.
Tüm sınıfta ‘’ne yapacak bakalım’’ sessizliği. O ilk kelime ağzımdan uzun bir patinajla kalkardı.
Dura kalka devam ederdim ama hiç bir zaman ne okuduğumu anladım ne de
okutulanı... Ders bittiğinde, sırtındaki ağır yükü, yerine bırakan hamal gibi
yorgun düşerdim. Neyse ki matematik dersleri vardı, yoksa sürekli bu strese
dayanamaz, bir gün kitabıma yaklaşan o eli görünce genç yaşta ‘’tık’’ diye
gidebilirdim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder